Sivil-Asker İşbirliği Kavramının Ortaya Çıkış Süreci ve Tarihsel Kökenleri

0
325

Sivil-Asker İşbirliği Kavramının Dünü-Bugünü-Geleceği-I:

Kavramın Ortaya Çıkış Süreci ve Tarihsel Kökenleri

Sivil-Asker İşbirliği, günümüzdeki anlamıyla Bosna ve Hersek’te yaşanan savaş ve insani krizin sonunda gerçekleştirilen uluslararası sivil ve askeri müdahaleler esnasında ortaya çıkan askeri bir fonksiyondur. Bilindiği üzere Bosna ve Hersek’te yaşanan savaş soykırım ve ağır insan hakları ihlalleri içermiştir. Bu şekilde üç yıl süren savaş, Barış için Genel Çerçeve Antlaşması [1] Antlaşmanın tam adı: General Framework Agreement for Peace (GAFP) in Bosnia and Herzegovina. ya da daha yaygın olarak bilinen adıyla Dayton Antlaşması ile sona ermiştir. Çatışma sonrası dönemde uluslararası toplumun en önemli amacı hayatın bir an önce normale döndürülmesi olmuştur. Altyapının çok büyük zarar gördüğü, evlerin yıkıldığı ve acil insani ihtiyaçların zirve yaptığı bu dönemde siviller ve askerler genellikle insani yardım konusunda birlikte çalışmış ya da benzer konularda projeler üretmişlerdir. Sivil-Asker İşbirliği kavramı bu ortamda ortaya çıkmış ve askerlerin halka yönelik olarak gerçekleştirdiği insani yardım faaliyeti olarak algılanmıştır.

Bosna ve Hersek’te yaşananlar Soğuk Savaş sonrası dönemin ilk uluslararası krizini teşkil etmiştir. Sırplar, Soğuk Savaş sonrası dönemin belirsizliği, BM’nin zayıflığı ve bazı önemli bölge ülkelerinin isteksizliğinden faydalanarak soykırım yapmışlar, silahsız sivil halka saldırarak ve işkencelerle yerlerini terk etmeye zorlamışlardır. Sırpların giriştiği bu savaşın politik amacının Müslüman Boşnakları yok etmek olduğu çeşitli kaynaklarca ifade edilmiştir. [2] The fail of Srebrenica, Report of the UN Secretary-General pursuant to General Assembly resolution 53/35, A/54/549, 15 November 1999, p. 106, para. 495; Khan, Mujeeb R., 1997. “Bosnia-Herzegovina … Continue reading Bu süreçte UNPROFOR çatışmaların durdurulmasını sağlayamamış, bölgeye gelerek insani yardım faaliyetlerine başlayan uluslararası ve hükümet dışı organizasyonlara faaliyetlerini sürdürebilmeleri için uygun şartları oluşturamamıştır.

Savaşı bitiren taslak antlaşma 14 Kasım 1995 tarihinde Dayton-Ohio’da imzalanmıştır. Söz konusu antlaşma ile Bosna ve Hersek’te yapılacak faaliyetlerin BM yetkisinde icra edilmesine ve NATO tarafından Implementation Force (IFOR) adıyla bir askeri oluşumun konuşlandırılmasına karar verilmiş, sivil ve askerlerin yapacakları görevler belirlenmiştir. 8-9 Aralık 1995 tarihinde Londra’da icra edilen Barış Uygulama Konferansında Carl Bildt BM Bosna ve Hersek Yüksek temsilcisi olarak görevlendirilmiştir. Dayton Antlaşması’nın nihai şekli 14 Aralık 1995 tarihinde Paris’te imzalanmış ve BMGK’nın 15 Aralık 1995 tarihli ve 1031 sayılı kararı ile IFOR’un konuşlanmasına onay verilmiştir. Böylece acil insani ihtiyaçları olan halk, çeşitli konularda uzmanlaşmış organizasyonlar ve güvenliği sağlamak ve sivillerin çalışmaları için uygun koşulları oluşturmakla görevlendirilen askerler aynı alanda ve barışın bir an önce tesis edilmesini sağlamak gibi ortak bir amaçla bir araya gelerek Sivil-Asker İşbirliği kavramının doğuşuna zemin hazırlamışlardır.

Sivil-Asker İşbirliği kavramı günümüzdeki anlamıyla Bosna ve Hersek ile Kosova’ya yapılan müdahalelerle ortaya çıkmış olsa da kavramın tanımlanması sürecine bakıldığında iki tarihsel kaynağa atıf yapıldığı görülmektedir. Bunlardan birincisi İkinci Dünya Savaşı esnasında ABD ordusunda yer alan Sivil İşler-Askeri Hükümet (Civil Affairs-Military Government) birimleri diğeri ise İngiliz sömürgesi olan Malaya’da 1948-1960 yılları arasında yaşanan durum esnasında ortaya çıkan “kalplerin ve zihinlerin kazanılması” anlayışıdır.

Sivil İşler-Askeri Hükümet

Müttefik Komutanı General Eisenhower cephedeki muharebe gücünün varlığı için geri bölgede güvenliğin sağlanmasının önemli olduğunu belirtmiştir. Eisenhower, askeri teçhizatın yağmalanması, bulaşıcı hastalıklar, kıtlık ve ayaklanmalar gibi sorunlarla ilgilenilmeden Müttefik kuvvetlerinin görevlerini yerine getirmede başarılı olamayacaklarının farkındaydı (Millen, 2019, s. 3-5). Geri bölgede askeri olmayan konularla ilgilenecek bir birime ihtiyaç duyduğunu ifade eden Müttefik Komutanının bu isteği ABD yönetimi tarafından olumlu karşılanmamıştı. Başkan Roosevelt’e göre, yukarıda belirtilen sorunlar, sivil işler ve yönetişim meseleleri ile ilgilenen sivil kurumlar tarafından yürütülmeli ve ordu askeri görevlere ve savaşa odaklanmalıydı. [3] Oehrig, 2009, s.2; Millen, 2019, s. 9-10 Savaşın ilk iki yılında bu yönde gelen talepleri askerlerin yönetimin işine karışmaması ilkesi bağlamında reddeden ABD Başkanı söz konusu sivil meselelerle ilgilenmesi için hükümet organlarını görevlendirmiştir. [4] Millen, 2019, s.1-2 Görevlendirilen birimler 1942 yılında Kuzey Afrika’da konuşlanmış ve başarısızlıkları sivillere yaramadığı gibi askerlerin işlerini de kolaylaştırmamıştı. [5] Zaalberg, 2006, s. 27 General Eisenhower, önümüzdeki düşmanla olduğu kadar geri bölgede bize yardım için gelen sivil güçlerle de sorun yaşıyorum diyerek bu duruma dikkat çekmiştir. [6] İfadenin orijinali şu şekildedir: I am having as much trouble with civilian forces behind aiding us as I am with the enemy in front of us.

Bunun yanında dönemin Kızılhaç’ı sınırlı destek sağlayabilmiş BM Destek ve Rehabilitasyon İdaresi (UNRRA) de etki gösterememişti. Bu organizasyonların genelde savaş tecrübesi yoktu. Örgütler çatışma bölgelerinde konuşlanma ve faaliyet gösterme yeteneğine sahip değildi ve çatışmaların sona erdiği bölgelerde askerlerin yerine getirdiği sivil görevleri yürütmekte zorlanıyorlardı.[7] Donnison, 1961, s. 341 Bir başka ifadesinde General Eisenhower askeri görevler dışındaki sorunların ne kadar meşgul edici olduğunu şöyle vurgulamıştır:

“Askeri kapsamın dışındaki tüm bu sorulardan ne kadar çabuk kurtulabilirsem, o kadar mutlu olacağım! Bazen her hafta on yıl yaşlandığımı düşünüyorum ve bunlardan en az dokuzu politik ve ekonomik meseleler yüzündendir.”[8] Coles and Weinberg, 1986, s. 3

Bu gelişmelerin ardından İtalya’da devam eden harekât esnasında, 1943 yılında Sivil İşler-Askeri Hükümet birimlerinin kurulmasına onay verilmiştir. İlgili dokümanda Sivil İşler-Askeri Hükümet kavramı şu şekilde tanımlanmıştır:

“Bir silahlı kuvvetin düşman toprakları, mülkleri ve sakinleri veya düşman işgalinden ya da düşman olarak kabul edilen isyancılardan kurtarılmış müttefik veya yerel ülke toprakları üzerinde sahip olduğu yüksek otoritedir.” [9] US Army, FM 27-5, 1943, s. 1

İlgili dokümanın kurtarılmış bölgelerdeki faaliyetlere Sivil İşler, işgal edilen bölgelerdeki faaliyetlere ise Askeri Hükümet olarak atıfta bulunduğu belirtilmektedir. [10]Coles and Weinberg, 1986, s. Vii

Sivil İşler-Askeri Hükümet’in temel amacı, yerel halkı kurallar ve düzenlemeler oluşturarak kontrol etmek, geri bölgede güvenli ve emniyetli bir ortam sağlamak ve insani konularda yardımcı olmaktı. Bu, ordunun düşmana odaklanıp savaşabilmesi için gerekliydi. Böylece, lojistik ve nakliye faaliyetleri için geri bölgede hareket özgürlüğü sağlanıyordu (Coles and Weinberg, 1986, s. 3). Başlarda parolası “öleni göm, sağ kalanı doyur” olan Sivil İşler-Askeri Hükümet birimlerinin amacı daha sonraları hükümetin kurulmasına destek olma,  demokratik yapıların oluşumuna katkı sağlama, polisi eğitme, Nazi anlayışını ortadan kaldırma ve ekonomik reformları hayata geçirmeye dönüşmüştür (Millen, 2019; Oehrig, 2009, s. 4). Bu birimler bütün savaş boyunca özellikle 1944-1946 yıllarında ve Almanya’da etkili olmuştur. Oldukça iddialı bir görüşe göre bu birimlerin Almanya’nın totaliter bir rejimden dünyanın en hızlı gelişen demokratik ekonomilerinden birine dönüşümünde payı büyüktür. [11] Oehrig, 2009, s. 7

Kalplerin ve Zihinlerin Kazanılması [12] Winning the hearts and minds.

Günümüzde yaygın olarak Sivil-Asker İşbirliği kavramının amacının halkın kalbinin ve zihninin kazanılması faaliyeti olduğu sanılmaktadır. Bu böyle olmasa da kalplerin ve zihinlerin kazanılması anlayışı Sivil-Asker İşbirliği kavramının diğer bir tarihsel kökenini teşkil etmiştir. Bu anlayış Malaya’da meydana gelen ayaklanmaya karşı koyma esnasında ortaya çıkmıştır.

Bir İngiliz sömürgesi olan Malaya’da 1930’larda Çin azınlık tarafından kurulan Komünist Parti sömürgeciliğe karşı mücadele veriyordu. İkinci Dünya Savaşı esnasında Japonlar tarafından işgal edilen bölgede partinin silahlı kanadı kurulmuş ve yapı Japonlara karşı desteklenmiştir. İşgalin sona ermesinden sonra 1948 yılında Parti tarafından İngilizlere karşı silahlı mücadele başlatılmış ve 1960 yılına kadar devam etmiştir. “Malaya Olağanüstü Hali” (Malayan Emergency) olarak adlandırılan bu dönemde 1952-1954 yılları arasında görev yapan General Templer’in ortaya koyduğu “kalplerin ve zihinlerin kazanılması” anlayışı silahlı mücadelenin sona ermesinde önemli olmuştur.

Templer, polis eğitimini ve istihbaratını yeniden düzenlemiş, ormanlık bölgelerde uygulanacak yeni taktikler belirlemiş ve psikolojik harekât kapsamındaki faaliyetleri yoğunlaştırmıştır. [13] Hack, 1999, s. 114, Ramakrishna, 2001, s. 79 Polis teşkilatı yeniden düzenlenmiş, yeni bir Polis Koleji açılmış ve temel sivil polis görevlerine ve halkla iyi ilişkilere vurgu yapan kapsamlı bir yeni eğitim programı başlatılmıştır. [14]Komer, 1972, s. 39 Bununla birlikte istihbarat teşkilatı güçlendirilmiş ve psikolojik harekât faaliyetleri Enformasyon Bakanlığı altında sivil bir yöneticide toplanmıştır. [15] Komer, 1972, s. 70 Psikolojik harekât kapsamında mobil timler oluşturulmuş ve bu timlerin köyleri ziyaret etmeleri sağlanmıştır. Bu timler gittikleri yerlerde devam eden askeri faaliyetler hakkında halkı bilgilendirmiş, film ve diğer görsel araçlarla komünizm karşıtı propaganda yapmıştır. [16] Ramakrishna, 2001, s. 86 Bunun yanında komünistlerin halkı rahatsız edemediği Beyaz Bölgeler oluşturulmuştur. Bu bölgelerde halk kendi halinde ve güven içinde çalışıyor ve yaşıyordu. Beyaz bölgelerde yaşayan halk ayrıca ilan edilen olağanüstü hal kısıtlamalarından da muaf tutuluyordu. [17] Ramakrishna, 2001, s. 87-88

Bununla birlikte Templer’e göre güvenilir bir hükümet yapısı oluşturulur, hükümetin sadece cezalandıran değil özgürleştiren bir yapı olduğu anlatılır ve halkın desteği kazanılarak silahlı mücadeleye desteği kesilirse başarılı olunabilirdi. [18]Ramakrishna, 2001, s. 86 Bunun gerçekleşmesi için hükümetin gerçekten güvenliği sağlaması ve sosyo-ekonomik gelişmeyi başlatması gerekiyordu. Bu çerçevede Templer bir konuşmasında; yapılması gerekenin daha çok askerin ormana savaşa değil Malaya halkının kalplerine ve zihinlerine gönderilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Templer’e göre bu mücadelenin %25’i savaşmaksa %75’i halkın desteğinin kazanılması faaliyetlerinden oluşuyordu. Buradaki temel amaç halkın güvenini sağlamaktı. Bu çerçevede Templer, sivil ve askeri kaynakları iyi bir koordinasyon içinde kullandı. Sivil, polis, askeri ve psikolojik harekât programlarını kapsayan karma bir strateji uyguladı. [19] Komer, 1972, s. v 1952-1954 yılları arasında gerçekleştirilen bu faaliyetlerin 1960 yılında ayaklanmanın bastırılmasında önemli bir dönüm noktası olduğu değerlendirilebilir.

Günümüzdeki Anlamıyla Sivil-Asker İşbirliği’nin Ortaya Çıkışı

Kavram Soğuk Savaş dönemi boyunca Doğu ile Batı arasında ve Avrupa bölgesinde yaşanabilecek büyük bir savaşa yönelik olarak ve genellikle Ev Sahibi Ülke Desteği anlayışı çerçevesinde değerlendirilmiştir. [20] Janssens and Teitler, 2002, s. 5 Bu anlayışa göre sivil yetkililer askeri komutanları destekleyecek, liman tesisleri, demiryolları ve yollar askeri kullanım için tahsis edilecek ve askeri araçların harekât alanına kolay bir şekilde aktarılmasını sağlayacaktı. Ayrıca, askeri harekâtın devam ettirilmesi için sivil kaynakların kullanımı organize edilecekti. Buna karşın askeri planlamacılar, mülteci olasılığını, yaygın bir panik ortamının oluşabileceğini veya sivil altyapının tamamen yok olabileceğini göz ardı ederek, nüfusun büyük bölümlerinin geniş çapta tahliyesini öngörmüştür. [21] Toonen, 2017, s.13 Bu dönemde kavrama yönelik bir tanım getirilmemiş, sadece NATO kapsamında değil üye ülkelerin ordularında da Sivil-Asker İşbirliği birlikleri ya da karargâh unsurları teşkil edilmemiştir.

Yazının başında da belirtildiği üzere kavram günümüzdeki anlamıyla Bosna ve Hersek’te 1995-1996 yılında IFOR ve daha sonra 1996 yılında konuşlanan SFOR’un (Stabilization Force) erken döneminde ortaya çıkmıştır. Sivil-Asker İşbirliği ihtiyacı ilk defa 1997 yılında yayımlanan NATO MC (Ministerial Guidance) dokümanında şu şekilde ifade edilmiştir:

“Barış Destek Operasyonlarında ve alan dışı görevlerde çeşitli sivil makamlar ve kuruluşlarla ilişkiler kurma ve sürdürme ihtiyacının artması neticesinde, İttifak Komutanları Sivil-Asker İşbirliği için özel araçlara ihtiyaç duymaktadır.” [22] NATO, 1997a

Sözlük anlamıyla değil bir terim olarak ortaya çıkan Sivil-Asker İşbirliği kavramının tanımının yapılması kolay olmamıştır. Zaalberg’in aktardığına göre tanımın yapılması esnasında iki grup ortaya çıkmıştır. Bir grup kavramın konvansiyonel bir savaş anlayışı çerçevesinde kalmasını ve insani yardım gibi destek faaliyetleriyle sınırlandırılmasını öne sürerken diğer grup ise birtakım sivil görevleri yerine getirebilecek şekilde ileriye dönük yönlendirici bir tanımın yapılması gerektiğini belirtmiştir. [23] Zaalberg, 2006, s. 453; Toonen, 2017, s. 32 Sonuçta ilk grubun görüşleri baskın çıkmış ve ilk tanım NATO’nun AJP (Allied Joint Publication)-01 Müşterek Doktrin, Bölüm-21’de yapılmıştır. Buna göre Sivil-Asker İşbirliği (SAİ):

“NATO askeri kuvvetlerinin görevlendirildiği veya görevlendirilmesinin planladığı bir bölgedeki NATO komutanları ile ulusal makamlar, organizasyonlar, asker ve sivil halk arasındaki ilişkiyi destekleyen kaynaklar ve düzenlemeler (NATO, 1997b)” olarak tanımlanmıştır.

Bir sonraki yazıda IFOR, SFOR ve Kosova’da konuşlanan KFOR ve Afganistan’da görevlendirilen ISAF tarafından icra edilen SAİ faaliyetleri incelenecektir.

 

KAYNAKÇA

Coles, H.L. & Weinberg, A.K., 1986. Civil Affairs: Soldiers Become Governors, Washington, D.C.: US Army-Center of Military History.

Donnison, F.S.V., 1961. Civil Affairs and Military Government North-West Europe 1944-1946, London: Her Majesty’s Stationary Office.

Hack, K., 1999. ‘Iron Claws on Malaya: The Historiography of the Malayan Emergency’, Journal of Southeast Asian Studies, Vol.30, No.1, pp. 99-125.

Janssens, R. & G. Teitler, 2002. “CIMIC since 1945. Historical, Political, and Operational Contexts, NL-ARMS, pp. 5-17.

Komer, R.W., 1972. The Malayan Emergency in Retrospect: Organization of A Successful Counterinsurgency Effort, A Report for prepared for ARPA (Advanced Research Projects Agency), Santa Monica, CA: RAND.

Millen, R.A., 2019. “Bury the Dead, Feed the Living:” The History of Civil Affairs/Military Government in the Mediterranean and European Theaters of Operation during World War II, PKSOI (Peacekeeping and Stability Operations Institute), February 2019, Carlisle, PA: US Army War College.

NATO, 1997a. NATO Madrid Summit, Press Info, pp. 1-51.

NATO, 1997b. AJP-1 Allied Joint Doctrine, NATO Standardization Office (NSO).

Oehrig, C., 2009. Civil Affairs in World War II, Report from CSIS (Center for Strategic and International Studies), International Security Program, Washington, D.C.

Ramakrishna, K., 2001. ‘Transmogrifying Malaya: The Impact of Sir Gerald Templer (1952-54)’, Journal of Southeast Asian Studies, Vol.32, No.1, pp. 79-92.

Toonen, W., 2017. CIMIC in Missions and Operations Reflections on History, Current Affairs and Perspectives, CCOE, The Netherlands.

US Army, 1943. Field Manual 27-5, US Army and Navy Manual of Military Government and Civilian Affairs, War Department, dated to 22 December 1943.

Zaalberg, T.W.B., 2006. Soldiers And Civil Power: Supporting or Substituting Civil Authorities in Modern Peace Operations, Amsterdam: Amsterdam University Press.

References

1 Antlaşmanın tam adı: General Framework Agreement for Peace (GAFP) in Bosnia and Herzegovina.
2 The fail of Srebrenica, Report of the UN Secretary-General pursuant to General Assembly resolution 53/35, A/54/549, 15 November 1999, p. 106, para. 495; Khan, Mujeeb R., 1997. “Bosnia-Herzegovina and the Politics of Religion and Genocide in the New World Order”, Islamic Studies, Vol. 36, No. 2/3, Special Issue: Islam in The Balkans, pp. 287-327.
3 Oehrig, 2009, s.2; Millen, 2019, s. 9-10
4 Millen, 2019, s.1-2
5 Zaalberg, 2006, s. 27
6 İfadenin orijinali şu şekildedir: I am having as much trouble with civilian forces behind aiding us as I am with the enemy in front of us.
7 Donnison, 1961, s. 341
8 Coles and Weinberg, 1986, s. 3
9 US Army, FM 27-5, 1943, s. 1
10Coles and Weinberg, 1986, s. Vii
11 Oehrig, 2009, s. 7
12 Winning the hearts and minds.
13 Hack, 1999, s. 114, Ramakrishna, 2001, s. 79
14Komer, 1972, s. 39
15 Komer, 1972, s. 70
16 Ramakrishna, 2001, s. 86
17 Ramakrishna, 2001, s. 87-88
18Ramakrishna, 2001, s. 86
19 Komer, 1972, s. v
20 Janssens and Teitler, 2002, s. 5
21 Toonen, 2017, s.13
22 NATO, 1997a
23 Zaalberg, 2006, s. 453; Toonen, 2017, s. 32