Hibrit Tehditler Caydırılamaz: Toplumsal Direnç ve Ekonomik Dayanıklılık Arttırılmalı!

Uluslararası sistemde devam eden güç mücadelesi, hibrit eylemler için verimli bir ortam sağlamaktadır.[1] Daha açık ifade edilecek olursa birden fazla araç kullanılan hibrit tehditlerin yükselişini açıklamaya yardımcı olan üç temel faktör vardır. Bunlardan birincisi, daha fazla aktörün statükoya meydan okuması; ikincisi ekonomik karşılıklı bağımlılık nedeniyle zayıf tarafların daha savunmasız hale gelmesi; son olarak üçüncüsü ise teknolojik yakınsama yani daha fazla aktörün daha fazla zarar vermek için daha fazla araca sahip olmasıdır.[2] Devletlerin böyle bir ortamda güç kullanma ve dış politika konularında ortaya koyacakları motivasyonları belirlerken dikkate almak zorunda olacakları küresel ölçekte etkili bir kurallar bütününden bahsetmek (code of conduct) pek mümkün değildir.[3] Böylesi bir alanda tehditlerin değişkenlik göstermesi de elbette makul bir durumdur.
Uluslararası ilişkilerde henüz yeni gibi görünen aslında geçmişte var olan[4] ancak bu şekilde anılmayan bir terim olarak hibrit tehditler; muharebe alanında konvansiyonel ya da düzensiz, terörizm ve kriminal araç veya faaliyetlerin özel bir karışımının aynı anda ve uyarlamalı olarak yansıtılmasıdır.[5] Tek bir aktör yerine, devlet ve devlet dışı aktörlerin bir kombinasyonundan oluşabilir. Daha geniş bir ifade ile siyasi, askerî, ekonomik, sosyal ve malumat araçlarının konvansiyonel araçlarla birlikte aynı anda kullanılabileceği durumdur.[6] Bu çok araçlı faaliyetler ayrı birimler tarafından, hatta aynı birim tarafından yürütülebilir. Ancak genellikle, çatışmanın fiziksel ve psikolojik boyutlarında toplu etkiler elde etmek için savaş alanı içinde operasyonel / taktik olarak yönlendirilir ve koordine edilir. Bu etkiler savaşın her seviyesinde elde edilebilir.[7]
Hibrit tehditleri yönlendirenlerin amacı; yerel, bölgesel, devlet ve sistem seviyesinde kurumsal karar alma süreçlerini etkilemektir. Hibrit tehditleri kullanan aktörler, yukarıda belirtilen alışılmadık ve geleneksel araçları uyum içinde kullanarak, eylemlerini muğlaklık ve müphemlikle örterek tepkileri karmaşık hale getirir.[8] Aynı zamanda toplumun tamamındaki güvenlik açıklarını etkilemek için çok çeşitli şiddet içermeyen araçları birleştirir. Bu tür bir strateji, revizyonist aktörler tarafından silahlı tepkiler de dahil olmak üzere kademeli olarak amaçlarına ulaşmak için kullanılır.[9] Hibrit tehditler; kamusal dezenformasyon, hava sahası ihlalleri, yasadışı toprak iddiaları yoluyla mevcut uluslararası düzeni ve statükoyu bozmayı amaçlayabilir, siyasi hedeflere ulaşmak için uluslararası normları ve hukuku ihlal eden yol ve araçları içerebilir.[10]
Hibrit tehditlerin ne olduğunu açıkladık ancak bu tehditleri daha özel yaparak literatürde farklılaştıran ve geleneksel bakıştan ayıran temel özellikler Dağhan Yet’in çalışmasında işlediği haliyle hız ve anonimliktir. Peki bu tehditlerle mücadelede alt bir paydaşım olarak caydırma eyleminin kullanılmaya çalışılması ne kadar geçerli bir tutumdur?
Caydırma Eylemi ve Hibrit Tehditler
Caydırıcılığın özü, karşı tarafın kabul edemeyeceğiniz bir şey yapmasını ona zarar verme tehditleri yoluyla engellemektir.[11] Daha farklı bir ifade ile caydırıcılık, koşullu tehditler yoluyla başkalarının davranışlarını kasıtlı olarak manipüle etmektir.[12] Bununla birlikte, stratejik çalışmalarda caydırıcılık daha dar ve kesin bir şekilde “askeri misilleme tehdidi yoluyla bir düşmanı, siyasi çatışmayı çözmek için askeri güç kullanmanın maliyetinin faydalardan daha ağır basacağına ikna etmeye çalışan bir politika” çıktısı olarak tanımlanır.[13] Bu nedenle, bir düşmanı saldırmamaya ikna etmenin bir aracı olarak şiddet unsurları caydırıcılığın merkezinde yer alır. Rakibin savaş alanındaki hedeflerini reddetmesi (yani, “karşı-kuvvet stratejileri”) veya hiç askeri amacı olmayan cezalandırıcı saldırılar (yani, “karşı-değer stratejileri”) yoluyla tehditler, bir rakibin saldırmayı düşünürse, olası kazançlar hakkındaki hesaplamalarını değiştirmek için tasarlanmıştır. Yaygın olarak analiz edilen iki caydırıcılık türü-konvansiyonel ve nükleer – farklı yeteneklere ve bu yeteneklerin kullanımı yoluyla farklı maliyetler oluşturma modlarına dayanmaktadır. Konvansiyonel caydırıcılık çoğunlukla bir rakibin savaş alanındaki hedeflerini reddeden konvansiyonel güçlerle ilişkilendirilirken, nükleer caydırıcılık öncelikle askeri olmayan veya yarı askeri hedeflerde nükleer silah kullanma tehdidi yoluyla cezalandırıcı veya misilleme saldırılarına dayanmaktadır. Bununla birlikte ne konvansiyonel ne de nükleer caydırıcılık, sırasıyla karşı kuvvet ve karşı değer stratejileriyle kesinlikle sınırlı değildir. Geleneksel caydırıcılık bazen ceza ile ilişkilendirilir ve nükleer silahlar, bir rakibin savaş alanındaki hedeflerini reddetmek için taktik seviyelerde kullanılabilir. Dahası, savaş çalışmalarında, nükleer caydırıcılığın güvenilirliğinin, tehdit eden tarafın topyekûn bir nükleer savaşta bile herhangi bir düzeyde savaşma ve kazanma yeteneğine bağlı olduğunu savunan bir literatür mevcuttur. [14]
Şimdiye kadarki açıklamalar caydırıcılık teorisinin cezalandırma işlevi ile alakalıydı. Caydırıcılık teorisinin diğer işlevi de inkâr-reddetmedir. Geleneksel olmayan caydırıcılık eylemi de de bu genel çerçeveye uyar ve tehditler ya meydan okuyanı cezalandırmak (öncelikle terör eylemleri yoluyla) ya da hedeflerini reddetmek (çoğunlukla gerilla direnişi yoluyla) için tasarlanmıştır. Mearsheimer’a göre reddetme yalnızca bir saldırganın savaş alanı hedeflerini reddetmenin bir fonksiyonu olarak görülür.[15] Ancak bu görüşe eleştiriler de getirilmiştir. Genellikle reddetme yalnızca beklenen bir saldırının yenilgisine atıfta bulunurken aslında reddetme, hedeflenen tarafın siyasi hedeflerine ulaşmasını engellemek için askeri yollarla çalışır.[16]
Bu nedenle, geleneksel olmayan caydırıcılıkta, reddetmenin işlevi meydan okuyanı tehdit ederek ona savaş alanındaki değil siyasi hedeflerini reddetmektir. Bu işlevde geleneksel caydırıcılığın aksine, savaş alanlarından kasıtlı olarak kaçınılmalıdır. Ayrıca geleneksel olmayan caydırıcılıkta bölgeyi elinde tutmak bir amaç değildir. Geleneksel olmayan caydırıcılıkta, reddetme ve cezalandırma stratejileri arasındaki sınırların geleneksel ve nükleer caydırıcılığa göre çok daha belirsiz olduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle, caydırıcılık stratejilerini bir ceza-reddetme spektrumunda sıralanmış olarak ele alırsak, rakiplerin serbestçe manevra yapmasına ne kadar çok izin verilirse, strateji spektrumu ceza kutbuna doğru o kadar çok hareket eder.
Genel olarak bakıldığında caydırıcılık geleneksel, geleneksel olmayan ve nükleer sıfatlarıyla birlikte kullanıldığında -ki her ne kadar nükleer caydırıcılık kapsam ve teknik açıdan farklılaşsa da- temel odak noktası şiddetin ortaya çıkmasını engellemektir. Sözün kıssası caydırıcılık ve şiddet birbirine göbek bağıyla bağlıdır. Şiddeti alan-içi düşündüğümüzde silahlı eylemler bütünü olarak; çatışma, muharebe ve savaş seviyelerinde okuyabiliriz ki bu eylemler devletler tarafından askeri olarak düşünülecektir. Elbette bu şiddet olaylarını caydırmanın yolu tek başına şiddetle karşılık vermekten geçmeyebilir.
Açıklamaların tümü göz önüne alındığında “hibrit tehditler” caydırılabilir mi sorusunu sormaya gerek kalmıyor gibi görünüyor olabilir. Ancak yine de çalışmanın amacına ulaşması için konuyu irdelemeye devam edeceğiz.
Tablo 1. Hibrit Tehditlerin Şiddeti ve Yoğunluğu
| Hibrit Tehditler Şiddet Düzeyi | Sürekli-İnatçı | Orta Düzey-Ilıman | Yüksek Düzey-Agresif |
|
Açıklama | -Uluslararası yasa ve normları açıkça ihlal etmeyen, -Belirsiz, geniş̧ tabanlı, düşük düzeyli, askeri olmayan eylemler.
– İlgi alanlarının devamlılığı ve düşük seviyesi göz önüne alındığında caydırmak çok zordur
| – Yasal gri alanları kullanan (çoğunlukla) askeri olmayan araçlarla doğrudan, atfedilebilir, zorlayıcı eylemlerdir.
– Belli şiddet eşiğinin altına düştüğü ve çok az veya hiç uyarı olmadan ortaya çıkabileceği için caydırmak zordur. | – Uluslararası yasaları ve normları doğrudan ihlal eden, tehdit edici, atfedilebilir yarı askeri veya askeri eylemlerdir.
– Uyarı yolu ile önceden caydırılabilir |
Hybrid CoE[17] bünyesinde Sean Monaghan tarafından hazırlanan raporda hibrit tehditlerin şiddet yoğunluğuna göre caydırılmasına mukabil açıklamaların bulunduğu yukarıdaki şekilde şiddet düzeyi ve caydırma eylemi arasındaki doğru orantı dikkat çekicidir. İlk tehdit türü kendi içinde düşük seviyeli olarak sayılan şey, tehdit türü (aktör, etki alanı, araçlar) ve tehdit şiddeti seviyesi (yoğunluk, etki ve sıklık) ile ilgili eşiklerin belirlenmesine bağlıdır. Sıkıntılı-yanlış bilgilendirme (dezenformasyon) veya siber müdahale gibi bu tür hibrit tehditler, her yerde ortaya çıkabilir, düşük maliyetli ve düşük etkilidir, inkâr edilebilirliği yüksektir. İkinci tehdit türü ise ilki ile hemen hemen aynı özellikleri taşımaktadır, aralarında ciddi bir ayrıma gidilmesi değerlendiren birimlerin bakış açılarıyla alakalıdır. Üçüncü şiddet türü ise doğrudan askeri eylemleri kapsamaktadır. Caydırıcılık eylemi ancak üçüncü koşulda çalışırken (en azından çalışabileceği öngörülürken) diğer iki tehdit türünde bir anlam ifade etmemektedir. Peki nasıl oluyor da hibrit tehditlerin caydırılabileceği düşünülüyor?
Buradaki temel sorun hibrit tehditleri ve caydırıcılık eylemini yeteri kadar irdelememekten geçmektedir. Hibrit tehditler aynı anda en az iki tehdit edici aracın kullanılmasından ibarettir. Bu tehdit edici araçlardan birisi şiddet içeriyorsa (yarı askeri-askeri) yani seviyesinden bağımsız şiddet içeren bir çatışmaysa ve diğeri ya da diğerleri şiddet içermeyen eylemleri kapsayıp farklı sektörlere yönelik uygulanıyorsa bunun adı hibrit tehdit oluyor. Caydırıcılık eylemi ise zaten daha önce de açıklandığı gibi şiddetin ortaya çıkmasını engelleyici olarak çalışabiliyor. Demek ki buradaki ayrım hibrit tehditlerin tümüyle caydırılması veya literatürde her nasıl oluyorsa garip bir şekilde (kısıtlı, az, düşük seviyede) caydırılması değildir.
Mesele hibrit tehditlerin şiddet içeren ve içermeyen eylemlerini birbirinden ayırmakla ilgilidir. Daha sonra şiddet içeren eylemler ister geleneksel ister geleneksel olmayan caydırıcılık[18] anlayışıyla mücadele edilir. Şiddet içermeyen eylemlerle ise; toplumsal bilincin yükseltilmesi yoluyla dayanıklılığın arttırılması ve başta ekonomi olmak üzere tüm ülke direncinin yekün olarak büyütülmesi gerekmektedir.
Doğrudan Şiddet İçermeyen Eylemlerle Mücadele
Ekonomik Dayanıklılık
Ekonomik yaptırımlar ve baskılar, hibrit tehditlerin önemli bir parçası haline gelmiştir. Ekonomik manipülasyonlar, hedef ülkenin ekonomisini zayıflatmayı ve hükümete olan güveni sarsmayı amaçlar. Bu tür tehditleri caydırmak için ülkelerin ekonomik yapılarında dayanıklılık oluşturması ve dışa bağımlılığı azaltması büyük önem taşır.
- Ekonomik çeşitlendirme: Ekonomik dayanıklılık, bir ülkenin tek bir sektöre veya kaynağa olan bağımlılığını azaltarak sağlanabilir. Enerji, tarım, teknoloji ve sanayi gibi stratejik sektörlerde bağımsızlığı artırmak, dış baskılara karşı bir koruma sağlar. Ayrıca, dış ticaret ortaklarının çeşitlendirilmesi ve farklı bölgelerle ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi de ekonomik güvenliği artırır.
- Kritik sektörlerin korunması: Hibrit tehditlere karşı koymada, ülkelerin stratejik sektörlerini yabancı kontrolüne karşı koruma altına alması gerekmektedir. Bu, milli güvenlik açısından kritik öneme sahip enerji, ulaşım ve iletişim gibi alanlarda yabancı yatırımlara kısıtlamalar getirilmesi anlamına gelir.
- Ekonomik güvenlik politikaları: Devletler, stratejik sektörlerde milli çıkarları koruyacak ve yabancı aktörlerin ekonomik baskı kurmasını zorlaştıracak güvenlik politikaları geliştirmelidir. Bu politikalar, uzun vadede ekonomik bağımsızlık sağlama hedefiyle yürütülmelidir.
Toplumsal Direnç ve Sivil Savunma
Hibrit tehditler, toplumların iç huzurunu ve uyumunu hedef alır. Toplumun dayanıklılığı, hibrit tehditlere karşı en önemli savunma mekanizmalarından biridir. Bu tehditlerin en bilindik örneği dezenformasyondur. Hedef alınan ülkenin halkını yanıltmak, toplumu bölmek ve hükümete olan güveni zayıflatmak amacıyla kullanılan dezenformasyon, özellikle sosyal medya üzerinden hızla yayılmaktadır. Bu tip tehditlerle mücadele için aşağıda belirtilen adımlar atılmalıdır:
- Sosyal uyum ve dayanışma: Toplumda kutuplaşmayı artıracak tehditler karşısında sosyal uyum ve dayanışma teşvik edilmelidir. Devletler, toplumsal barışın korunması için toplumun farklı kesimlerini bir araya getiren diyalog platformları oluşturmalı ve içsel çatışmaları önlemelidir.
- Sivil toplumun güçlendirilmesi: Sivil toplum kuruluşları, hibrit tehditlerle mücadelede önemli bir rol oynar. Bu kuruluşların, kriz anlarında harekete geçebilme ve topluma rehberlik edebilme yetenekleri geliştirilmelidir. Aynı zamanda, yerel yönetimlerle iş birliği yaparak sivil direncin artırılması sağlanmalıdır.
- Kriz yönetimi eğitimleri: Kriz anlarında toplumsal dayanıklılığı artırmak için, halkın ve yerel yönetimlerin kriz yönetimi konusunda eğitilmesi önemlidir. Doğal afetler, siber saldırılar veya dezenformasyon gibi kriz durumlarına karşı toplumun nasıl hareket edeceğine dair bilgilendirme yapılmalıdır.
- Farkındalık ve eğitim: Siber güvenlik sadece teknolojiye dayalı bir mesele değildir. Kamuda ve özel sektörde çalışan bireylerin, siber tehditlere karşı eğitilmesi ve farkındalıklarının artırılması gerekmektedir. Sosyal mühendislik ve phishing (oltalama, yemleme, örn. kimlik avı) gibi saldırılar, bireylerin dikkatsizliği üzerinden başarılı olur; bu nedenle siber güvenlik farkındalığı, toplum genelinde yaygınlaştırılmalıdır.
- Medya okuryazarlığının artırılması: Halkın, doğru bilgi ile yanlış bilgiyi ayırt edebilmesi için medya okuryazarlığı büyük önem taşır. Eğitim kurumları, sivil toplum kuruluşları ve medya organları iş birliği yaparak, toplumun dezenformasyon karşısında daha bilinçli ve dirençli hale gelmesi sağlanmalıdır.
- Sosyal medya platformlarıyla iş birliği: Sosyal medya, dezenformasyonun en hızlı yayıldığı mecralardan biridir. Devletler, sosyal medya şirketleri ile iş birliği yaparak yanlış bilginin yayılmasını önleyecek algoritmalar geliştirmeli ve manipülatif hesapları tespit ederek kapatılmasını sağlamalıdır.
- Hızlı ve doğru bilgi paylaşımı: Dezenformasyona karşı en etkili savunma, devletin güvenilir ve doğru bilgi akışını sağlayabilmesidir. Kriz anlarında doğru bilgilerin kamuoyuna hızlı bir şekilde iletilmesi, yanlış bilginin yayılmasını önleyebilir. Bu nedenle, devletin halkla ilişkiler birimleri ve medya organlarıyla etkin bir koordinasyon içinde çalışması gereklidir.
[1] Hybrid CoE. “Hybrid Threats as a Concept”, https://www.hybridcoe.fi/hybrid-threats-as-a-phenomenon/, Erişim Tarihi: 12.04.2023.
[2] Sean Monaghan. “Countering Hybrid Warfare So What for the Future Joint Force?”, PRISM, 8(2), 2019, s. 86.
[3] Mustafa Kibaroğlu. “Paradigma Yokluğunda Küresel ve Bölgesel Politikalar Belirlemek”, Stratejist, 25, 2019, s. 20-25.
[4] Hibrit tehditler teriminin, bugünün ve yarının güvenlik sorunlarına uygulanabilirliği ışığında, aslında çok tutarlı olmayan kullanımları mevcuttur. Aynı zamanda, hibrit kavramının askeri entelektüel söyleme ve – nihayetinde – ayrı bir savaş biçimi olarak silahlı kuvvetler doktrinine eklenmeyi hak edecek kadar orijinal olup olmadığı sorunuyla karşı karşıyayız. Elbette bir başka olasılık da, terim, Hart’ın I. Dünya Savaşı sonrasındaki “dolaylı yaklaşımı” gibi, yeni bir şey ifade etmese bile, eğitime hizmet ediyor olabilmesidir. Bkz. Russell W. Glenn, “Thoughts on “Hybrid” Conflict”, Small Wars Journal, https://smallwarsjournal.com/blog/journal/docs-temp/188-glenn.pdf, Erişim Tarihi: 20.04.2023.
[5] András Rácz. Russia’s Hybrid War in Ukraine. Breaking the Enemy’s Ability to Resist. The Finnish Institute of International Affairs, The Finnish Institute of International Affairs, 2015, Finland, s. 33.
[6] Russell W. Glenn. “Thoughts on “Hybrid” Conflict”.
[7] Frank G. Hoffman. Conflict in the 21st Century: The Rise of Hybrid Wars, Potomac Institute for Policy Studies, 2007, Arlington, s. 8.
[8]Hybrid CoE. “Hybrid Threats as a Concept”.
[9] Monaghan. “Countering Hybrid Warfare”.
[10] Age, s. 88.
[11] Patrick M. Morgan. Deterrence Now, Cambridge University Press, 2003, Cambridge, s.1.
[12] Lawrence Freedman. Deterrence, Polity Press, 2004, Cambridge, s. 6.
[13] Paul K. Huth. Extended Deterrence and the Prevention of War, Yale University Press, 1988, London, s. 15.
[14] Morgan. Deterrence Now, s. 24.
[15] John Mearsheimer. Conventional Deterrence, Cornell University Press, 1983, Ithaca, NY, s. 1983.
[16] Robert A. Pape, Bombing to Win: Air Power and Coercion in War, Cornell University Press, 1996, Ithaca, NY, s. 13.
[17] (European Centre of Excellence for Countering Hybrid Threats- Avrupa Hibrit Tehditlerle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi) isminden de anlaşıldığı üzere hibrit tehditlerle mücadelede Avrupa Birliği ve NATO devletlerine odaklanmaktadır.
[18] Mücadele eyleminin daha kapsamlı olduğu düşünüldüğü için caydırıcılık kapsam bakımından daha alt seviyeye ait bir mücadele yöntemi olarak vurgulanmak istenmektedir.









